İSTANBUL HAKKINDA

Ülkenin kültür başkenti olan İstanbul, antik çağlardan beri çeşitli medeniyetler için gözde bir yerleşim alanı olmuştur. Günümüzde şehir, her yıl zengin mutfağının enfes lezzetlerini tadarken antik şehrin duvarlarını, büyülü kiliselerini, saray ve camileri yakından görmek için gelen milyonlarca gezgin tarafından ziyaret edilmektedir. İstanbul, renkli günlük yaşamı ve hareketli gece hayatıyla unutulmaz bir deneyim sunuyor. Ayrıca, dünya standartlarında konaklama ve kongre tesisleri ile uluslararası toplantılar için de sıklıkla tercih ediliyor.

İstanbul, Dersaadet, Konstantiniyye, Byzantion... Bu şehrin farklı isimleri farklı yüzlerinin birer yansımasıdır. Dünyada hem Asya hem Avrupa olmak üzere iki kıta üzerinde yer alan tek şehir olan İstanbul, antik çağlardan beri çeşitli medeniyetler için gözde bir yerleşim yeri olmuştur. Zengin tarihi, renkli günlük yaşamı ve hareketli ruhuyla İstanbul, ziyaretçilere hayatlarında bir kez yaşayacakları bir deneyim sunmaya devam ediyor. Çağdaş Türkiye'nin en büyük şehri olan İstanbul'un kültürel çeşitliliği, son teknoloji ürünü konaklama imkanları, modern ve geleneksel yemek ve eğlence seçenekleri ile şaşırtıcı derecede zengin tarihi, 2010 Avrupa Kültür Başkenti olan bu şehri iş organizasyonları ve eğlence gezileri için ideal bir adres haline getiriyor.

TARİHİ YARIMADA

Bizans ve Osmanlı imparatorluklarının eski başkenti olan İstanbul, günümüzde geçmişten gelen tarihi değerlerini muhafaza etmekte ve bunları modern yaşamla bütünleştirmektedir. İstanbul'un en ünlü tarihi mekanlarının çoğu tarihi yarımadanın merkezinde yer alan Sultanahmet'tedir. Ayasofya ve Sultanahmet Camii, şehrin bu hareketli kısmında yer alır. Birkaç yüz metre ileride, altı yüzyıldır altın ve hakiki Türk ürünlerinin ticaret merkezi olan dünyaca ünlü Kapalıçarşı bulunur. Yine yakın çevredeki Yerebatan Sarnıcı, yemek ve özel etkinlikler için nefes kesici bir mekandır. Bir İstanbul ziyareti Boğaz'a açılan doğal bir liman olan güzeller güzeli Haliç'i geçmeden ve muhteşem gün batımının tadını çıkarmak için kıyı boyunca uzanan yeşil parklarda dinlenmeden tamamlanmış sayılmaz.

Türk, Yunan ve Yahudilerin birlikte yaşadığı mahalleleri ile Eyüp, Fener ve Balat, küçük bir zaman yolculuğuna çıkmak isteyenler için birebirdir. 85 kiliseyi yöneten Rum Ortodoks Patrikhanesi de Fener'de bulunmaktadır. Tarihi yarımadanın kuzeyinde ve Haliç'in karşısında kalan Galata semti, Galata kulesi ile taçlandırılmıştır. Şehrin gece hayatı mekânlarının çoğu Galata, Beyoğlu ve İstiklal Caddesi'nde yer almaktadır. Yakındaki Karaköy tarafında ise çağdaş Türk sanatının sergilendiği İstanbul Modern Sanat Müzesini bulabilirsiniz.


ŞEHRİN KALBİ: BEYOĞLU

İstanbul'un kültür ve eğlence merkezi olan Beyoğlu, her zaman kültürlerin ve halkların buluşma noktası olmuştur. Bu hareketli bölgenin çok kültürlülüğü, mimarisine günlük hayata ve mutfak kültürüne de bolca yansımaktadır. İstiklal Caddesi sinemalar, tiyatrolar, restoranlar, kafeler, barlar ve kulüplerle dolu bu büyük semtin kalbidir ve İstanbul'a gelen neredeyse her ziyaretçiyi parlak ışıklarıyla cezbetmektedir. Taksim Meydanı'nın kuzeyinde şehrin daha yeni kısımları bulunmaktadır. Şehrin ticari merkezi olan Levent ve Maslak'tan devasa gökdelenler yükselir ve burada şehrin tarihi kısımlarından farklı bir silüet vardır. Kurtuluş, Osmanbey ve Nişantaşı'na doğru ilerlerken neoklasik ve Art Nouveau yapılarıyla birlikte zaman geriye doğru akmaya başlar. Ancak modern kafeler ve mağazalar köşede başından görünerek sizi şaşırtır.

MUHTEŞEM BOĞAZ MANZARASI

Asya ve Avrupa'yı birbirinden ayıran Boğaz, İstanbul'un nefes alan en kıymetli hazinesi ve güzelliğidir. Boğaz'ın her iki yakası, Boğaz kıyılarında yaşayan köklü ve zengin ailelerin geleneklerinin sembolü olan ahşap yalı konaklarıyla bezelidir. Balıkçılık, her gün taze balık sürülerini getiren bereketli denizi ve Boğaz'ın her iki yakasında nefis deniz ürünleri servis eden lokantalar ile Boğaz'daki yaşamın geçim kaynağıdır. Beşiktaş'ın kuzeyinde, kafeleri, restoranları ve barları gece gündüz her daim keyifli olan Ortaköy'e varırsınız. Boğaz'ın Avrupa yakasında yer alan Ortaköy'ün ilerisindeki semtlerin hepsinde harika doğal güzellikler ve eğlence yerleri vardır: Kuruçeşme, Arnavutköy, Bebek, Rumelihisarı, Baltalimanı, Emirgan, İstinye, Yeniköy, Tarabya, Kireçburnu, Büyükdere, Sarıyer ve Rumelifeneri semtlerinin hepsi büyüleyici güzelliktedir.

ASYA’YA GEÇİŞ

Boğaz’ın doğusundaki Anadolu yakası Üsküdar ve Kadıköy tarihi semtleri etrafında şekillenmiştir. Üsküdar'ın simgesi, sahile çok yakın bir adacıkta bulunan Kız Kulesi'dir. Anadolu yakasının kıyıları Beykoz, Paşabahçe, Çubuklu, Kanlıca, Anadolu Hisarı, Kandilli, Çengelköy, Beylerbeyi, Kuzguncuk ve Paşalimanı gibi fotoğraflardan fırlamış gibi görünen mahallelere ev sahipliği yapar. Bu ilçeler, bir zamanlar Osmanlı asilzadelerinin büyük yazlık konaklarına ev sahipliği yapmıştır. İstikrarlı bir şekilde gelişen bu güzel bölge, bugün İstanbul'un kültür hayatının vazgeçilmez bir parçasıdır. Üsküdar ve Kadıköy, deniz kenarındaki kafeleri, parkları ve sevilen Türk yemeklerini servis eden geleneksel restoranları ile oldukça popülerdir.

KISA TARİHÇE

Şehir yüzyıllar boyunca pek çok savaş görmüş, fethedilmiş ve yeniden inşa edilmiştir. İstanbul'un tarihi muhtemelen M.Ö. XIII. yüzyıldaki ilk yerleşimlere kadar uzanmaktadır ama M.Ö. VII. yüzyılda Megaralı Bizas tarafından kurulmuş ve o zamandan sonra Byzantion adıyla anılmıştır. M.Ö. III. yüzyıla kadar bu bölgede küçük bir Rum kolonisi yaşamıştır. Sonraki 1000 yıl içerisinde ise gelişen bir ticaret merkezi haline gelmiştir. Roma İmparatorluğu boyunca bir ticaret kenti olarak varlığını sürdürürken M.S. 193 yılında imparator Septimus Severius tarafından fethedilmiştir. IV. yüzyılda İstanbul, Roma İmparatoru Konstantin tarafından Roma'nın yerini alacak yeni başkent olarak seçilmiştir. Şehir altı yıl içinde yeniden düzenlenmiş, şehrin surları genişletilmiş ve birçok tapınak, resmi bina, saray, hamam ve hipodrom inşa edilmiştir. Şehir, 330 yılında büyük bir törenle resmi olarak Roma İmparatorluğu’nun başkenti ilan edilmiş ve ileri dönemlerde Konstantinopolis olarak anılmaya başlanmıştır.

V. yüzyılda Batı Roma İmparatorluğu’nun çöküşüyle, uzun süre Doğu Roma İmparatorluğunun (Bizans) başkenti olarak kalmıştır. Altıncı yüzyıla gelindiğinde, nüfus yarım milyonu aşmış ve İmparator Justinyen'in hükümdarlığı altındaki bu dönem altın çağ olarak kabul edilmiştir.  

Bizans İmparatorluğu ve İstanbul'un ilerleyen dönemdeki tarihi, saray ve kilise entrikaları ile doludur. Şehir VII. ve VIII. yüzyıllarda Araplar, IX. ve X. yüzyıllarda Bulgarlar tarafından istila edilmiş, ancak 1204 yılındaki Haçlı Seferlerini geri püskürtemeyip Haçlılar tarafından fethedilmiştir. Haçlılar kiliseleri, manastırları ve anıtları yerle bir ederek şehri uzun yıllarca tahrip etmiş ve yağmalamıştır; bu da nüfusun azalmasına sebep olmuştur. 1261 yılında yeniden Bizans yönetime geçen şehir eski zenginliklerini tekrar kazanamamış ve 53 gün süren bir kuşatmanın ardından 1453 yılında Türkler tarafından fethedilmiş ve şehrin yönetimi yine el değiştirmiştir.  

Daha sonra Osmanlı İmparatorluğu'nun başkenti olmuş ve Rumlara, Ermenilere ve Yahudilere verilen dini özgürlük ve sosyal haklarla birlikte ülkenin diğer bölgelerinden gelen göçmenler nedeniyle nüfus artışı yaşanmıştır. Fatih Sultan Mehmet, yeni saray ve cami (Fatih Cami) ile birlikte şehri yeniden inşa etmeye başlamış ve ekonomiye yeni bir soluk getirmeye çalışmıştır.  

Kanuni Sultan Süleyman (1520-66) dönemi tüm Osmanlı liderlerinin en iyisi olarak görülmüş ve askeri fetihlerden elde edilen gelirler, Osmanlı mimarisinin en etkileyici örneklerinden olan Mimar Sinan'ın eserlerine harcanmıştır. Şehir ayrıca semaları süsleyen yüzlerce cami, kubbe ve minare ile İslam eserlerinin merkezi olmuştur. Süleyman'ın ölümünden bir yüzyıl sonra İmparatorluk düşüşe geçmiş, ancak İstanbul'un gelişimi ilerleyen yıllarda da devam etmiştir. XVIII. yüzyıldan sonra İmparatorluk Batılı kurumsal modellere daha fazla ilgi duymuştur. Bu ilgi ve etkileşimler İstanbul'daki siyasi, kültürel ve ekonomik yaşamı da etkilemiştir. Şehrin silüetine yansıyan tüm bu etkiler hâlâ hissedilmektedir.  

1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun ardından başkentin Anadolu'daki küçük bir kasaba olan Ankara'ya taşınmasıyla, İstanbul günümüzde de olduğu gibi bir ticari ve kültürel merkez halini almıştır.

KITALARIN BULUŞTUĞU YERDE BULUŞALIM!
İstanbul Hakkında Daha Fazla Bilgi